Bugün bayram. Bugün Saşa da uzakta Ulys de. Bugün güzel olan ne varsa müphem bir karanlık içinde. Odada, koridorda, merdivenlerde, sokakta tarifsiz bir yeis, amansız bir keder… Bugün adımlarım ağır, zihnim perişan, dimağım toz duman… Dilimde kekre bir tat, gözlerimde dünyanın bütün gölgeleri, sesimde zamanı dalgalandırmaya meyyal bir kamçı var, anlasana…
Bugün bayram. Bugün dermanın sahibi kim, çarenin rengi ne? Takâte hangi uzvum muhtaç bugün? Bugün merhamet nerede, yardım kimden gelecek? Giryân olanın yok mudur mahallenizde yeri? Yok mudur sizin semtte âcize uzanacak bir izzet eli?
Bugün bayram. Kim tutacak eşk’imin hesabını bugün, kim? Yok mudur varlığımı ezen cenderenin şahidi? Yıkılan benim tasavvurum, kaybolan kendi şuurum; peki kime etsem şikâyet, yani kimden dilesem medet?
Bugün bayram. Bugün beynimde kıvranan bir damar var. Bitmez bir susuzluk hâli havsalamda… Uzak şehirlerden esen bir rüzgâr, silip süpürüyor tüm izleri. Kalmıyor hiçbir işaret, hiçbir ipucu, anlasana…
Bugün bayram. Bugün yaşamak, eski bir şarkı; umut, kadim bir bilmece. Anlatsam hâl-i pürmelâlimi, söylesem derûnumdaki yaraları… Kim dinler tarihimin bağladığı karaları?
Bugün bayram. Bugün nerede mazlumların hâmisi, bulunmaz mı acizi teskin edecek bir kalp kıpırtısı? Haşmetin, kudretin, ihtişamın kalmamış mıdır birazı?
Bugün yaşamak neresidir? Aşk hangi katta, bilinç ne yanda? Bugün bayram diyorlar Ulys, ekmek hangi ağızda, su ne yanda? Kalbe düşen paydan hisse getirmedim asla. Acımadı çark, düştü kaldı çetrefil bir diş; dil ne yanda? Düşman dağı dolanıyor, ağyâr eliyor taşları. Boğuluyor sesler, yitip gidiyor nazar; nerede yâr, yâren ne yanda?
Bugün bayram. Bugün hakikât midir düşene vurulan çetele? Uzun çöp bakınsın hodbinlik aynasına, peki kim verecek hakkını kısa çöpün yanan bağrına?
Zalime zalimlik yakışır, peki mazlum ne yanda? Yanınca âlemi yakan sen, peki köz ne yanda, kül ne yanda? Öbür taraf, öte yan, mâverâ yani, anlasana… Hakkım var, anlasana; kalbim mahzun, gönlüm bîzâr, anlasana…
Bugün bayram. Bugün sanki bu son oyun, sanki son safha, son seyir… Zaman daralıyor, kapanıyor perdeler, sular çekiliyor. Bugün içimde kandan bir kale, sanki yıkılıyor burçlar. Sanki alevden bir şahmerdan delip geçiyor döşümü. Kalmıyor kaçacak köşe ve gizlenecek bucak. Dinmiyor sızı, onmuyor yaralar anlasana…
