Geyik Muhabbeti, Sanal Âlem ve Diğerleri

Dil için yapılan tariflerde (söz gelimi M. Ergin‘de) denir ki “Dil, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış gizli bir anlaşmalar sistemidir.” Yani, varlıkları, mefhumları, eylemleri karşılayan kelimeler ve bu kelimelerin birbirleriyle ilişkileri üzerinde toplumun bir mutabakatı söz konusudur. Herkes “elma” diyorsa o “şey”in adı artık elmadır. Bu kelime üzerinde toplumsal bir uzlaşma söz konusudur. Ama o “şey”e ilk kez ne zaman elma denmiş, kim bulmuş bu sözcüğü bilmeyiz çoğunlukla. 

Mâlumunuz, Türkçede evlilik kurumuna aynı zamanda “dünyaevi” denir (Bu isimde bir de roman var, Orhan Kemal‘e ait). Evlenen çiftler için “dünyaevine girdiler” deriz. İyi ama neden dünyaevi? Morfolojik açıdan izahı basit olsa da semantik açıdan üzerinde durulması gerektiğini düşündüğüm kelimelerden biridir dünyaevi. Bu da tıpkı elma örneğinde olduğu gibi ne zaman ve kim tarafından “uyduruluğu” belirsiz bir sözcüktür, tabii ki dilin doğası gereği.

Ancak bugün dilimize yerleşmiş ve günlük hayatta sıklıkla kullandığımız bazı sözcük ve söz grupları var ki kim tarafından “uydurulduğunu” biliyoruz.

Bunlardan ilk aklıma geleni bilgisayar. Çoğu kişi bilgisayar sözcüğünün Türk Dil Kurumu tarafından önerildiğini düşünse de bu bilgi yanlış. Terimi öneren kişi Türkiye Bilişim Derneğinin kurucularından Prof. Aydın Köksal. Aynı zamanda bilişim, bilgi işlem, yazılım, donanım vb. kelimelerin mucidi de kendisi.

Söz gelimi geyik muhabbeti. Cihan Demirci mizah yazarı ve karikatürist. 80’li yıllarda yazdığı mizah gazetesindeki köşesinin adı da “Geyik Muhabbeti”. Demirci bu köşede, boş konuşma olarak ifade edebileceğimiz monologlara yer verir ve köşenin adı bir süre sonra genel dile yerleşir. 90’lı yılların başından itibaren her tür boş ve gereksiz konuşmaya, söze geyik muhabbeti denmeye başlanır. 2000’li yıllarla birlikte ifadedeki “muhabbet” sözcüğü kullanılmaz olur ve geyik kalır geriye: Yani, geyik yapmak.

Bir başka örnek ise sanal âlem. İnternet’i ve içeriğindeki bir dünya dolusu malzemeyi ve sağladığı imkânları ifade ederken kullanıyoruz bu tamlamayı. Serdar Kuzuloğlu gazeteci ve teknoloji yazarı. 1997 yılında Radikal gazetesi kurulduğunda gazetede Sanal Âlem adlı köşesinde İnternet dünyasını ele alan yazılar yazmaya başlar. Kendi ifadesine göre sanal âlem terimi kendisiyle birlikte Sönmez Karakurt‘un icadı imiş.

Dil denen mucizenin enteresan taraflarından biri de bu işte. Türk Dil Kurumu istediği kadar kelime türetsin, yabancı kelimelere karşılıklar bulsun, neyin tutup neyin tutmayacağına, yazının başında bahsettiğim gizli anlaşmalar sistemi karar veriyor.

Sizin de bildiğiniz bu tür örnekler varsa lütfen paylaşın; bilelim, öğrenelim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s