Allah’ın Harfleri: Hurûf-i Mukattaa

Şüphesiz ki Kur’an, insan için büyük bir rehberdir ve evvela bu özelliği hasebiyle, içerdiği lafzın mânâları üzerinde durmak, düşünmek ve hatta tefekkür etmek gerekir. Zira birçok ayetin sonunda -adeta motto olarak nitelenebilecek – “Hiç düşünmez misiniz/fikretmez misiniz?” kalıbı yer alır.

Açıkça bellidir ki Kitap’ı ve onu okuyacak insanı var eden yaratıcı, sözlerinin sadece okunmasını değil, aynı zamanda anlaşılmasını ve bu sözlerin üzerinde düşünülmesini, onlardan ibret alınmasını istemektedir.

Öyleyse, insanın anlamayacağı, anlamlandıramayacağı, dolayısıyla ibret de alamayacağı sözler söylemez Allah. Kıssalar anlatır, öğütler verir, emir ve yasaklar koyar… Zalimler için cehennemi, hakkı yüceltenler için de cenneti işaret eder.

Yani açıktır, âşikârdır, bellidir… Neyi, niçin söylediği tefsir edilebilir, şerh edilebilir lâkin şifreli değildir sözler. Çünkü okunup ibret alınması, rehber edinilmesi için indirilmiştir.

O hâlde elif-lam-mim ayeti ne demektir? Yâ-sîn harflerinden oluşan ayetle Allah kullarına ne anlatmak istemiştir? Tâ-sîn ayeti hangi öğüdü verir, neyi emreder yahut neyi yasaklar?

İşte burası tam bir  muamma… Çünkü bu ayetler adeta  cevapsız sorulara açılan birer kapı… Yukarıdaki soruları soran ve ısrarcı olan bir kafa için bu noktada uzun, zorlu ve çetin bir yolculuk başlamış demektir.

Bazı surelerin başında yer alan ve ne anlama geldikleri bilinmeyen bu harf dizilerine literatürde Hurûf-i Mukattaa deniyor. Söz konusu harfler kelime oluştururken okundukları gibi değil, kendi isimleriyle telaffuz edilirler. Bu nedenle “bağımsız” ya da “ayrı harfler” anlamına gelen hurûf-i mukattaa diye adlandırılmışlar.

Kur’an’da toplam 29 surenin başında değişik kombinasyonlarla bulunurlar. Elif-lâm-mîm, elif-lâm-râ, hâ-mîm, tâ-sîn, yâ-sîn gibi kullanımları var.

Bu harflerin, surelerin başında ne için, hangi amaçla yer aldıkları bilinmez. Müfessirler bunların açıklanması konusunda değişik görüşler ileri sürmüşler. Hadis kaynaklarında ise konuyla ilgili hadis yok denecek kadar az. Mevcut hadisler ise konuyu açıklamaktan uzak.

Birçok görüş bulunmasına rağmen bu harflerle ilgili ileri sürülenler iki ana grupta toplanıyor. Selefiler‘e göre bu harfler, açıklamasını ve mahiyetini yalnız Allah’ın bildiği müteşâbih ayetlerden olup bu harflerle ilgili yorum yapmak imkansızdır, dolayısıyla yorumdan ve açıklamaya çalışmaktan kaçınmak gerekir. Râşit Halifeler ve çoğu sahabe de bu görüşte. Şia imamlarının da bu görüşü paylaştıkları söylenebilir.

Bir başka grupta toplanan görüş ise -içlerinde sonraki nesillerden olan kelamcılar da vardır- hurûf-i mukattaa’nın anlamlarını araştırmanın gerekli olduğunu söylemiştir. Bu görüşte olan âlimlere göre insanları üzerinde düşünmeye çağıran, her şeyi izah eden ve kurtuluş rehberi olan Kur’an’da anlaşılmayan sözler olması onun söz konusu özellikleriyle çelişir. İbn Teymiyye ve İbn Atiyye el-Endülüsî bu görüştedirler.

Hurûf-i mukattaa’nın tefsir edilmesi gerektiğine inananların ileri sürdüğü görüşlerin yirmiyi geçtiği söylenir ki bunların çoğu 8. ve 9. yüzyıllarda ortaya çıkmış. Daha sonradan ileri sürülenler ise bu görüşlerin tekrarından ibaret.

Kayda değer görüşlerin bazıları şöyle:

– Bu harfler başında bulundukları surelerin isimleridir.
– Bu harfler kur’an’ın isimleridir.
– Bu harfler iki sureyi birbirinden ayırma işlevi görür. (Zayıf bir görüştür, zira birçok âlim, Besmele’nin sureleri ayırmak için yeterli olduğunu söyleyerek bu görüşü çürütmüştür.).
– Bu harfler Kur’an’da dikkat çekmek için kullanılmışlardır.
– Bu harfler kullanılmıştır, çünkü harfler dilin yapı taşlarıdır.
– Bu harfler ebcet hesabıyla çeşitli olayların tarihine işaret eder. Bu nedenle kullanılmışlardır.

İbn Abbas‘ın ise bu harflerin bazı kelimelerin kısaltması olduğunu söylediği ileri sürülmüş. Fakat hangi kelimelerin kısaltması olduğu konusunda ise muhtelif rivayetler var. İlâhî isim ve sıfatların, Allah’ın isimlerinin kısaltması olduğu, bu rivayetlerden bazıları.

Bazı görüşler, söz gelimi “elif-lâm-mîm” harflerinin sırasıyla Allah, Cibril ve Muhammed isimlerinin kısaltması olduğunu ileri sürmüştür. Bu görüşe göre varlığın evveli Allah, ortası Cibril ve sonu da Muhammed‘dir. Bazı harflerin Hz. Muhammed’in belli vasıflarına işaret ettiğini ileri sürenler de vardır.

Hurufilik ile ilgilenen özellikle Şiî çevreler ise bu harflere çok özel bir önem atfetmişlerdir. Muhammed b. Hanefiyye, bunların anlamını soran birine “Bunun tefsirini haber versem su üzerinde ayakların batmadan yürürsün.” cevabını vermiş(bu da rivayet).

Batılı Oryantalistler de bu konuda değişik görüşler ileri sürmüşlerdir(Rodinson, Regis Blachere, Aloys Sprenger, Nöldeke vs.). Bazıları üzerinde durulmaya dahi değmeyecek saçma nazariyeler geliştirmişlerse de çoğu Oryantalist kısaltma teorisine ya da bunların esrarlı harfler olduğu düşüncesine önem vermiş.

Burada zikredilenler, hurûf-i mukattaa konusunda ileri sürülen görüş ve düşüncelerin özetinin özeti bile değil. Konuyla ilgili gerek İslam dünyasında gerekse de Batı’da sayısız çalışma yapılmış. Bu yazı ise konuya ilgi duyanlar için bir ilk okuma olarak düşünülebilir. ___________________________________________________________________________________________

Açıklama: Yazıyı hazırlarken, Diyanet Vakfının yayınladığı İslâm Ansiklopedisi‘nden yararlandım. Yazıyı daha önce Uludağ Sözlük‘te de yayınlamıştım(Huruf imzasıyla).

Yukarıda görülen Arap harfli resmi(elif-lâm-mîm) Wikipedia‘dan aldım.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s