Mahrem Bir Soru Soruyor Bir Anne Bir Generale

“vatanseverliğin de çok aşağılık,

alçaltıcı biçimleri olabiliyor.”

Oscar Wilde

 

tankları, topları, uçaklarıyla,

on binlerce postal, on binlerce miğfer,

on binlerce tüfek, on binlerce süngü

ve onları kemiklerine kuşanmış

on binlerce savaş makinesiyle

koca bir orduyu

ve kesin bir zaferi, general,

mareşal nişanıyla birlikte,

değişmez miydiniz,

Tanrı, gizlice sorsaydı size,

değişmez miydiniz, doğru söyleyin,

şakağına bir tek kurşunla

meşum bir delik açılmış

gencecik oğlunuzun canıyla?

 

söyleyin de duyalım, komutan,

söyleyin de bilelim,

vatan sevgisi neymiş,

görev duygusu nasıl bir şeymiş!

Cahit KOYTAK

Chuang Tzu’nun …

Chuang Tzu’nun Peşinden

Meyva vermeyen bir ağaç kadar
faydasız olsun bu yazdıklarım.
Dallarını meyvasına tamâ edip
kimse taşa tutmasın.
Bu yazdıklarım çok budaklı, çok bükümlü
bir ağaç kadar faydasız olsun.
O zaman marangozlar
kesip biçmeye değer bulmaz böyle bir ağacı.
Dokusu gevşek, gözenekleri geniş, reçinesiz
bir ağaç gibi faydasız olsun bu yazdıklarım.
Odun olmaz bu ağaçtan desinler,
yakmasınlar.
Faydasız olsun, yine de
bir ağaç gibi olsun bu yazdıklarım:
Kökü toprakta;
başı gökyüzüne dönük.
Belki kimse bahçesine dikmez,
şehrin bulvarlarına da sokmazlar onu.
Ama
uzak, kıraç bir ıssızlıkta
bunalmış bir yolcu
dibinde oturacağı,
sırtını dayayacağı bir ağaç buldu diye
ferahlarsa
bu yeter.

Çev: İsmet Özel
(Faydasız Yazılar)

Yahya Kemal’e Dair

Yahya KemalYahya Kemal, bir kuyumcunun sanki altın ve mücevheri işleyip titiz çalışması gibi şiiri ele alır; kuyumcunun yaptığı gibi adeta sabırla şiiri işler.

“Bu işleyişin bazı şiirlerde 10 yıl, 20 yıl, hattâ 40 yıl sürdüğü olmuştur.” (Beyatlı, 1985: VII) O, kullanacağı kelimelerin mısra içinde birbirleriyle hem ses, hem anlam, hem de ahengini, müzikal uyumunu sağlayıncaya kadar huzursuz olmuş; hatta Okumaya devam et

Yeşil

Ş’den çıktım yola
ve düşündüm ki eşya ile aramdaki çok kısa bir mesafe.
Vardım çetrefil bir A’ya
ve gördüm ki adı olmayan eşyanın varlığı da sallantıda… Okumaya devam et

Güne Dönen Baladı

Balad yahut “Yazmak Açıkça Saldırmaktır”

Çulunu toplayıp çekilmeden gece, varalım sırrına karanlığın. Çünkü karanlıktır acıya göz kırpan. Çünkü “şehre yaban” derinlerde bulur, kaybettiği suların izini. Madem herkesin yerlisi olduğu bir şehirde yabancı olmanın ağırlığıyla taşar denizlerimiz, öyleyse bulalım biz de güze akan ırmakları. Olursa bir ırmak da biz olalım. Akalım vakit varken o amansız geçmişe.
Okumaya devam et

Kanayan…

Kral’ın yalnızca tabutuna yağdı yağmur. Geceyi gözden gizleyen bir göl göründü kıyısında tabutun. Kimse bilmedi gâip bir rüya olduğunu gölün. Kral ise geleceğin gerçeğini aradığını sanırken geçmişin gazabını buldu âguşunda ve dedi ki “Hani nerede Nemesis? Nerede benim Gayya’m? Gururumu Okumaya devam et

Rüyaydı, Bir Garip Muammaydı

Şarkı kimin içindi? Kimin içindi o hülyalı harfler? Hani nerede al rengi ilk adımların? Neydi rengi sahiden o sancılı rüyanın? Sanki karaydı, karanlıktı… Çok dalgalıydı deniz, bir gemi palamarlarını kopartır gibi… Ne kadar ağırdı bulutlar, sanki fırtına kopar gibi…

Öyle çok yalan vardı ki sanki dünya kurguydu, sanki her şey gölgeydi… Bazen Okumaya devam et